Tüm yaşamların arasındaki en iyi yaşamını çağır

Geçen gün ilk saniyesinden itibaren beni tesiri altına alan fazlaca keyifli bir film izledim. Adı, “Everything Everywhere All at Once” / “Her şey her yerde aynı anda”. ABD’da çamaşır yıkama dükkanları olan Çinli göçmen bir çiftin bunaltıcı, bayağı, heyecansız, borçlarla, mutsuzluklarla, anlaşmazlıklarla dolu yaşamı ile başlayıp sonrasında birden paralel evrenler, yaşayamadığın tüm yaşamlardaki senler, tercih etmediğin seçimlerin devam etmiş olduğu gerçeklikler ile devam ediyordu.

Filmimizde en sevdiğim yer ise filmin başrolünde seyrettiğimiz Michelle Yeoh’un canlandırdığı tüm yaşamları içinde en fena yaşamını yaşayan Evelyn’in başka evrenler içinde en iyi, en başarı göstermiş Evelyn’ler arasından o an en gereksinim duyan Evelyn’i kendine çekebildiğini anladığı yerdi. Kendi hayatında köşeye sıkışmış, borç içinde, işinde ve evliliğinde başarısız olan, yaşamı için lüzumlu parayı kazanamayan bir bayan için olabilecek en olağanüstü şeydi. Zaman içinde sevgisiz ve ruhsuz bir hale dönmüş ilişkisini, karşısındaki insanı niçin sevdiğini unutmuş oluşunu ve de kızı ile kurduğu yüzeysel, göstermelik birlikteliğin nedenini, kızını niçin olduğu hali ile kabul edemeyip onunla anlaşamadığını Evelyn’in bakış açısından görünce derin bir oh çekiyordunuz.

Keşke her şeyi halletmeye çalışırken aslen hiçbir şeyi doğru ve de olması gerektiği şeklinde yapamadığını anlayan, şu an haiz olduğu yaşam yerine ihtimaller havuzundaki hayatlardan birini düşleyen, ruhen kaybolmuş tüm insanoğlu için de Evelyn’in bu trilyonluk piyangonun çıkışı şeklinde her şeyi aniden değiştiren algısı kolay ulaşılabilir olsa. Pişmanlık dolu bir halde, iş işten geçtikten sonrasında “acaba o yoldan gitseydim iyi mi olurdu?” diyen, bir zaman evvel yaptıkları seçimlerinden bugün mutlu olmayan tüm insanların taşımış olduğu yükler Evelyn’in yapabildiği şeklinde bayağı bir anın bayağı bir dakikası içinde yok olabilseydi.
Filmi izlerken Evelyn’in bakış açısından dünyayı görürken neyi düşündüm biliyor musunuz? Kimi zaman aslen bizlere hata üstüne hata yaptıran şey yakın zannettiğimiz, dost bildiğimiz insanların bizlere o an berbatsak çok kötü olduğumuzu, başaramıyorsak başaramadığımızı söylemek yerine, sırtımızı sıvazlayarak, iyi olduğumuzu söyleyerek tembelleştirmeleri. Yaşantımız mevzusunda daha iyi olabilecekken sırf birileri yeterince iyi olduğumuzu düşündüğü için mevcut durumun iyi olduğuna inanarak yola devam etmek. Oysa burada Evelyn’in yüzüne başka bir evrendeki eşi diyor ki “bu en başaramamış halin, başka hayatlarda ne marifetlerin var, burada hiçbirini göstermiyorsun, bitkin, kuvvetsiz, tembel her gün aynı sıkışmışlığı yaşayan bunaltıcı bir kadınsın, kendine gel !”
Şimdi haliyle kendisinin başka en iyi hallerini gören ve bilen, bu ihtimalin olabildiğini öğrenen Evelyn’i bu cümleden sonrasında iyi mi yerinde oturtalım, bu fena yaşamı iyi mi iyi yaşam diye satalım? Olmuyor doğal olarak. Bu anın arkasından Evelyn eğer hakikaten de kendisinin bir süper kahramana dönüşme ihtimali var ise bu ihtimali deniyor ve sonrasında da tabiri caizse alışkın olduğu 3 boyut gerçekliğini kırıp dökerek kendisinin en üst potansiyeline erişiyor.
İşte sorun aynı Evelyn’e sunulan “EXIT” şansının sizin hayatınızda da size değişik insan ve vakalar aracılığı ile aslen her an gösterilmekte bulunduğunu görebilmekte. Fakat nedense siz bu ihtimale inanmadığınız için gerçekleşememekte olduğu algı edebilmekte.
Öteki bir taraftan bu filme, spiritüel bir perspektif ile bakarsanız filmin içinde akaşık kayıtlar, ruh eşi ile tüm yaşamlara birlikte geldiğiniz ruh ailesi birlikteliği, üst şuur – yüksek kişilik bağlantısı, içerideki Tanrı parçacığına ulaşmak – kadim bilgeyi uyandırmak, illüzyondan dışarı çıkmak, DNA’yı aktive etmek ve yapılabileceğine inanılan her şeyi yapabilmek şeklinde kavramlara değişik vaka örgüleri üstünden fazlaca rastlıyorsunuz. Doğrusu bu film keyifli bir yoldan insana 3’ncü boyuttan çıkış bileti vererek “EXIT”i göstermesinin yanı sıra bir de “inanmadığına inanmak” düşüncesi üstüne görsel bir şölen yaşatıyor.
Benim şeklinde bilim kurgu ve de fantastik film tutkunlarının bu filmi izlerken içinde bir fazlaca filme ve diziye de aynı anda rastlama deneyimi yaşayacak oluşları da ek olarak cabası. Bu filmi izlerken neleri hatırladın derseniz. Bana gore içinde Lucy, Arrival, Matrix, Cloud Atlas, Dr. Strange, Marvel serileri, İnterstellar, İnception şeklinde filmler ve de Westworld, Sense 8, OA, Heroes şeklinde pek fazlaca diziden mühim anlamış olur var. İlk başta aklıma gelenler bunlar sadece güvenli olun üçüncü boyut gerçekliğini kırıp beşinci boyut bağlantısına meraklı, yaşamı daha üst bir biliş ile yaşamaya meraklı pek fazlaca şahıs kendine bir film üstünden pek fazlaca hatırlatıcı elde edecektir.
Dolayısıyla süratli temposu sebebiyle sizi hızlandıracak demiyorum, aksine yavaşlatacak, yer yer sanat içerikli, yer yer bilim kurgu, yer yer sürreal bir film izlediğinizi düşündürecek bu filmin hem senarist hem de yönetmen koltuğuna oturan Daniel Kwan ve Daniel Schreinert’in bu sıradışı filmlerinin IMDB puanının her geçen gün niçin yükseldiğini idrak etmek güç değil. (Filmin IMDB puanı şu an 8.2)
Tam zamanında tam olması ihtiyaç duyulan bir film çıkarmışlar ortaya şundan dolayı bugünlerde yaşam tam olarak buraya gidiyor aslen. Artık insanoğlunun kendini kendinin en iyi haline dönüştürmekten başka şansının olmadığı bir zamana girdik ve bu zamanda lineer bakış açısından çıkarak hakikaten de bir şeyleri ters köşe düşünmek gerekiyor. Yeni bir dil oluşturmak gerekiyor. Hem kendimiz hem de hayatla ve de öteki gerçekliklerdeki hallerimiz ile – bu durum bu bakış açısından ne kadar olanaksız görünüyor olsa da – bağlantıya geçerek, o bağlantının bizlerden bu gerçeklikte yapmamızı istediklerini duymak ve de yapabilmek gerekiyor. Kendi bağlantındaki o hususi dili iyi mi duyman ve konuşman icap ettiğini anladığında tam kapasitene erişmeye ve de fazlaca boyutlu haline dönüşmeye başlıyorsun aslına bakarsanız.
Ve bu durumun en güzel yanı da ne biliyor musunuz? Daha fazlasının olması gerektiğine inanan her insan aslen bu anlayış için hazır ve bunu gördükten sonrasında da dönüşüm zannedildiği kadar zor ve olanaksız değil. Bu filmler bu anlayışa geçebilmiş insanların en kestirme ve kolay yolu gösterdiği filmler. O nedenle bugün düşünün başka evrenler arasındaki en ihtiyacınız olan sizi kendinize çekmek isteseydiniz, bu şahıs neleri başarmış, halletmiş, çözmüş ve de olmuş bir şahıs olurdu? Sonrasında da çağırın gelsin. Yazan siz, oynayan siz, sevmediğiniz görevi değiştirebilecek olan siz, kim ne karışır..

Son Dakika Haberler